soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2013 Pazartesi

18 Kasım 2013

Yorgun bir günün ardından vücudun yatağı arar.
Gözlerin kapanır. 
Aralarsın. 
Kapanır. 
Aralarsın.
Kapanır.
Kafan düştüğünde ağzın açılır ki nefes alasın.
Sonunda uyanmak zorunda olduğun için uyanıp yürürsün.
Bitmeyen yollara eklenen soğuk,
Lanetlerine lanet katıp çığa dönüşüp
Yine yuvarlanır senin üstüne.
Anahtar!
Anahtarı bulmak neden bu kadar zor, sahi?
Beyninde şıngırdar sesi.
Ev.
Evdesin.
Evinde.
“Şimdi tüm bu can sıkıcı cümlelerinden sonra nereye bağlayacaksın sonunu?” diye soranlara cevap olsun:
Soğuk geceyi nefes alıp verişlerinle ısıtırsın eğer yalnız değilsen.
Gözlerin kapanır.
Uyursun, ama hissedersin
Kafan düşer işte omzuna. “Buradaki omuz kimin?” diye de sorma. Bekle ve oku. Göreceksin. "Yaa. Allah Allah!"
Kolunun bir tarafı uyuştuğu için dönersin diğer tarafa.
Uyur, ama hisseder.
Hisseder ve sarıverir belini.
İçine doğru çeker seni.
Dışarıdan sesler gelir belki, ama duymazsın.
Niye duyasın ki?
Ev.
Evdesin.
Evinde.
Sıcak.
Sevgi.


30 Ekim 2013 Çarşamba

30 Ekim 2013

Ekim ayını sevmem. Ne bir Eylül ne de bir Kasım. Arada kalmışlıkların ayı sanki. Sıcak mı? Soğuk mu? Güneş vardı. Şimdi nerede? Belirsizlikler.
Tüm bu kelimeler ne kadar da 'ben' aslında, beni tanıyanlara.
Belirsizliklerin dünyasında yaşayan bir Dilara değil miyim ki ben? Sorulan sorulara veremediğim cevaplar neden?
Ekim!
Biterken hissettirdi bana kendini.
Soğuk rüzgarlar estirdi,
Kopardı fırtınalarımı.
Üşüttü. Tir tir tittretti.
Son günlerinden birinde bir tutam güneşi gösterdi.
Bir umut ışığı tuttu önüme,
'Al Dilara, bak biraz güneş!' dedi.
Yağdıra yağdıra kurutmaya yüz tuttuğu göz yaşları misali yağmurlarından
Estirdiği rüzgarlar
Hatta kopardığı fırtınalardan sonra
Tam da bir ağaç kökleriyle yıkılmak üzereyken doğdurdu güneşi.

İşte bu yüzden, belki de bundan sonra severim ekimi.
Kim bilir?

7 Temmuz 2011 Perşembe

10 Haziran 2011

1 Aralık 2010’a...

Kaldırıp başımı, baktım oraya yine birkaç gün önce. Camın önünde oturmuş iki kişi vardı gözlerimin önünde. Soğuğu hissettim. Kapadım gözlerimi sonra. İçilen sıcak bir kahve, bir de yeşil çay var önümde. Yaşanan, unutulmaz an bir daha.

Şimdi…
Camları da açmışlar. Güneş de gülümsüyor onlara. Gelin, bir kez daha gelin, diye fısıldıyor kulaklarımıza. İndiriyorum başımı ben sonra. Gülümsemek de olsa yüzümde peyda olan, kalbim acıyor, nefes alamıyorum işte yalnızca!

Özledim. Çok. Her anını.