Beni söndürüp söndürüp yakıyorsun sen. Tıpkı söndürüp
söndürüp yaktığın sigaran gibi. Alıyorsun eline bir tutam önce, sarıyorsun. Özenle.
Sonra yakıyorsun. Çekiyorsun içine. Çekiyorsun ya giriyorum ben de içine. Doluyorum
nefesine. Sonra bırakıyorsun ya öylece, ikimiz de duruyoruz sadece. Sonra yakıyorsun
yine. Çekiyorsun içine. Akşam oluyor. Karanlık. Son bir nefesten sonra
bastırıyorsun iyice. Bitiyor işte sigaran, tükeniyorum. Yok oluyorum. Kül olup
gidiyorum öylece. Sabah oluyor. Alıyorsun onu yine eline. Çekiyorsun beni
içine. Söndürdün. Söndürdün şimdi yine. Ama şu da var ki, bırakamıyorsun işte. “Bırakmalıyım!”
diyorsun. Belki binlerce kez “Bırakmalıyım!” Ama sen de biliyorsun ki,
bırakamıyorsun, bırakamayacaksın. O seni öldürene kadar söndürüp söndürüp
yakacaksın defalarca. Oysa sen söndürdükçe ben ölüyor, bir daha yakana kadar
bekliyorum sadece. Nereye kadar? Sonu yok. Ya sen bırakacaksın ya ben öleceğim.
Sen mi? Sen çoktan ölmüş olmalıydın belki de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder