21 Ağustos 2013 Çarşamba

21 Ağustos 2013

Bu sefer geleceğe...

Geçmişe özlem var ya hani bazı yazılarımda. Şimdi istediğim yıllar sonrasını görmek aslında. Geçmişi siktir edip belki de, sadece gelecekte yaşamak. Ardımda hiçbir iz bırakmadan, yalnızca ileriye bakmak. Hâlâ yanımda kalanlarla yola devam etmek. Selen ve Hazal, sizsiniz şimdi aklıma düşen. Çünkü HDS her yerde.

Gülümsemek istiyorum gelecekte, ağlamak da. Dert yanmak. Kavga etmek. Annemle kavga etmek istemiyorum ama. Kardeşim? Muhtemelen onunla kavga ediyor olacağım hâlâ daha. Babam yanımda olsun yeter.

Sarılmak da istiyorum gelecekte. Ceren, gözüme takıldın şimdi. Fotoğrafımızı çerçeveleyebildim sonunda, biliyor musun? Sen de olacaksın değil mi? Gelecekte de seninle didişmek istiyorum çünkü. Bu arada seni özledim. Sarılırım sana.

Kahvaltı yapmak istiyorum tabii ki. Kahvaltı en sevdiğim öğün çünkü. Tüm gülümseyen insanların yanımda olduğu büyük bir kahvaltı sofrası. Beyaz örtülü. Peynirler, peynirler, peynirler.


Sevişmek belki de. Kahvaltıdan önce. Profesor? Asıl soru bu belki de. Tüm sorgulamaların nedeni. Düşünüşlerim. Mutluluğumla başlayan gözyaşlarım, gülümsemem. Profesor? Gelecekte neredesin sen bende? Yalnız mısın? Yalnız mıyım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder