Bizim zamanımızda babaların 532’li olurdu telefon numarası.
532’yi duyduğumda “Hımm, demek ki ‘baba’ bu adam da,” derdim.
Annelerinki 533’le de başlayabilirdi, çünkü onlar anneydi ve
babalar kadar telefona ihtiyaçları yoktu. Ayrıca, zaten gün içinde birçok kez
teyzelerle konuştukları ev telefonları onlarında. Telefon faturası çok
geldiğinde babalar annelere kızardı.
Bizim zamanımızda biz arkadaşlarımızın ev telefonu
numaralarını bilirdik. Başlarda “… ile görüşebilir miyim?” diye başlayan
telefon görüşmeleri, arkadaşımızın annesini tanıdıkça “Merhaba … teyze,
nasılsın?”a dönerdi.
Okulda saatlerce birlikte olduğun arkadaşını eve geldiğinde de
arayıp annenden azar işitmen kaçınılmazdı. “Zaten şimdi onunla değil miydin? Ne
olmuş olabilir ki bu kadar kısa zamanda?” diyen annene “Ödev soruyorum anneee!”
diye cevap verirdin.
Sonra eve alınan telsiz telefon, çaktırmadan odana gidip
konuşma rahatlığı sunmuştu bize. Tabii, gelen faturaların sorumluluğu da
anneyle paylaşılır olmuştu baba karşısında.
Hâlâ unutmadığım, günde defalarca kez aradığım için olmalı,
numaralar var aklımda ve söylenmesi gereken “… teyze” ile başlayan cümleler.
Faturalara rağmen (ben ödemediğim için de böyle konuşuyor
olabilirim) çok çok daha güzel değil miydi o zaman bizim arkadaşlıklarımız? İletişime
dair daha gerçekçi bir şeyler yapmıyor muyduk?
Sonuç olarak, şimdi baktığımızda, baktığımda yani, kardeşime
mesela, iletişimin şekli değişti, biz de.
Tabii ki bir yaşlı teyze edasıyla söylemiyorum bunları. Neden
mi yazdım öyleyse?
Yatağımda uzanıyordum, annemi aradım. Telefonu kapattıktan
sonra az önce yazdığım cümle geldi aklıma:
“Bizim zamanımızda babaların 532’li olurdu telefon numarası.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder