29 Ocak 2012 Pazar

29 Ocak 2012

Ne soğuğu severdi ne karanlığı. Yine de attı kendini dışarı. Yağmur yağıyordu, o şemsiyesiz. Elleri cebinde, eldivenleri hep ellerindeydi. Yürüdü. Yapraklarından soyunmuş bir ağacın altında durup kaldırdı başını yukarı. Yağmur damlaları düştü yüzüne, teker teker. Umursamadı. O yalnızca ağacı inceliyordu. Düşündü. Kendini bir tuvalin içinde düşündü. Soyunmuş ağacın dalları arasından ay ışığına bakan gözlerinden resmetmek istedi o anı. Baktı, baktı, baktı. Boyalar düşledi önünde. Bir elinde fırça varmışçasına hareket ettirdi parmaklarını cebinin içinde.

Sonra,

Sonra bir sesten irkilip indirdi başını. Otobüs. Yüzüne düşen damlalar kayıp gitti ilk önce. Ardından, çıkardı ellerini ceplerinden. Ne fırça vardı parmaklarının arasına dolanmış ne de önünde boyalar.

Gitti. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder