8 Ekim 2011 Cumartesi

7 Ekim 2011

Bir Kadıköy akşamı

Kalemim… Bir küçük defter önümde. Yudumladığım sıcak bir çay. Kulaklarımda kıyıya vuran küçük dalgaların derin sesi. Dinliyor, yazıyorum.

Kalabalıktaki yalnızlığım oturmuş karşıma. Hissettiklerim eşlik eder olmuş her bir düşünceme. Utanıyorum belki biraz da. Ben değil, yalnızlığım şimdi konuşan, kalemi tutan, utanan.

Herhangi bir göz olmak istiyorum şimdi bana dışarıdan bakan. Ne yaptığımı, ne yazdığımı merak etmek istiyorum. Gelip yanıma oturmak belki de. Bambaşka bir göz, beni tanımayan. Hiç.

Bir an durup düşününce fark ettiğim, görmek istediğim bir yabancıdan çok, tanımaya çalıştığım bir çift göz. Belirsizliğinde kaybolduğum. Bekliyorum.

İnsanlar var vapurdan inen. Nereye gittiklerini bilenler hızlı adımlarla ilerliyor. Bilmeyenler… Yavaş yavaş ayrılıyorlar iskeleden. Belki de denize aşık olanlar onlar.

Vapurdan inenleri bekleyenler var bir de. Kimi zaman bilirlerken geleceğini, kimi zaman hayallerde sıkışıp kalanlar var. Çekip gidiyorlar bekleyemeden sonuna kadar. Ama yine de, kimileri var ki, umut olmuş kalplerini dolduran.

Duyuyor musun dalgaların sesini şimdi?

Çay getirdiler yine. “Şeker koymayın,” dedim. Şekerli içmem.

Hadi, dönelim yüzümüzü denize. Karabatak da orada olsun!

Bak, bir vapur gidiyor şimdi. Doldurmuş içine bir sürü hayatı. İlerliyor. O ilerledikçe kimisi kahkahalara boğulurken, kimisi ağlıyor. Sevgilisinden ayrılmış bir kız. Bir baba var belki de çocuklarını düşünen. Doğru ya, babalar düşünür çocuklarını. Çok sever.

Ve benimle birlikte oturup gelen vapuru izleyen insanlar… Bir adam bebek arabasını itekliyor. Arabadaki bebek ne düşünüyor? Biliyor mu nereye gidiyor? Bir kadın, oturmuş arka masada, en çok Aslan’larla anlaşırım ben, diyor. Ben Aslan’ım.

Burnuma güzel bir koku geldi. Acıkıyor muyum ne? Küçükken izlediğim çizgi filmlerdeki gibi olsun isterim hala daha. Mis kokunun oluşturduğu dumandan peyda olmuş güzel bir el, parmaklarıyla beni çekiyor.

Hayallerinle saçmalıyorsun Dilara. Kendine gel.

Velhasıl,
Bir kez daha diyorum işte,

                                                Yazmaktan kaçamazsın!

İhtiyacım olduğunda yanımda olan kalemim, bir defter.
Bırak hislerini, düşüncelerin dökülür ne de olsa her bir harfle. Anlatır kimi zaman bir cümle, kimi zamansa yalnızca küçük bir kıvrım kalbinden parmaklarına dökülen.

Dilara!
Çayını iç ve kalk şimdi.

Umutsuzluğa değil, umuda at her bir adımını. Ama korkmadan, ağlamadan.

                                                         “Cadaloz ol!”

Gülümse.

Ve daima,
Ve daima dua et!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder