Mum Işığı
Bir gün daha geçtikçe ömründen bir anı daha kazanıyorsun ya hani, günlüğüne yazdığın, bazen kelimelerle ifade edemediğin, bazen tek bir sözcüğün her şeye yettiği, bazense küçük bir hatıra o günden kalan yetiyor yine o güne gitmeye her dakikasıyla, her gülümseyişi, her gözyaşıyla. Açıyorsun, okuyorsun, tarihe bakıyorsun. Günler, yıllar… Küçük bir tebessüm beliriyor bazen dudaklarında, bazense kahkahalar duyuluyor her bir yanda. Kimi zaman iç geçiriyorsun ya hani, kimi zaman ağlıyorsun ya belki… Ya da bir gece bir yerlerde rastgele çalmaya başlayan bir şarkı alıp götürmeye yetiyor, değil mi? Yine bir gözyaşı, yine bir tebessüm. Bazense yırtıyorsun ya hani sayfaları, parçalayıp tüm anılarını sildiğini, yok ettiğini düşünüyorsun ya, yapabiliyor musun? Düşündükçe titremeye mi başlıyorsun yoksa her zaman olduğu gibi? Hani ilk önce hafif bir sancı saplanıyor karnına, ellerin buz kesiyor ve en sıcak yaz akşamında bile üşüyorsun ya… Ya da işte böyle bir gecede rastgele çalan bir şarkıyla hatırlıyorsun yine “unuttum” dediğin anıları. Aslında sadece bir ses yeterli oluyor değil mi kalbinin derinliklerini aydınlatmaya? Hani karanlık, soğuk bir kış gecesinde ince bir mum ışığının aydınlattığı gibi odayı. Unutmak mı istiyorsun yine? Defteri kapatıp “Neden aklıma geldin ki?” demek mi istiyorsun? Mum yardım eder mi? Üfle! Sönsün, karanlık olsun yine. Püf…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder